Nelerdir


Uzay ile ilgili kompozisyon


Reklam


Uzay ile ilgili kompozisyon

UFO UZAYLI VARLIKLAR

UZAYLILAR var mıdır, yok mudur?..

Son günlerin en ilginç konularından biri de bu!..

Ve bu konuda yapılan en büyük yanlış ise, işi “BİLİM ADAMLARINA SORMAK”!..

UZAYLILAR konusu asla bilim adamlarına sorulmaz!..

UZAYLILAR konusuna cevap verebilecek bilimadamı ne TÜRKİYE`de ne de DÜNYA`da mevcut değildir!.. Kim bu konuda bilim adamlarına danışırsa, kesinlikle yanılmış olur!..

NİÇİN?..

Önce bilelim ki, “bilim” eldeki belirli objelere ve donelere göre bir sistem içinde oluşur. Elbette, o doneleri ve objeleri inceleyecek kişiler vardır… Ve nihâyet, bu kişilerin, o doneler, objeler üzerinde belirli araştırmalar yaptıktan sonra, varacakları bir kesin sonuç ve oluşturdukları sistem, “o bilim dalını” oluşturur…

O bilim dalını oluşturan kişilere de “o konunun bilim adamı” denir…

Bir örnek ile açıklayalım;

İnsan bedeni mevcuttur; bu beden üzerinde araştırma yaparak çalışma sistemini tesbit eden ve bunu bir bilim dalı haline getiren insanlar vardır… Öyle ise, doneler mevcuttur, araştırma sonucu oluşan sistem ortadadır!.. Demek ki insan bedeninin çalışmasını konu alan bir “BİLİM ADAMI” mevcuttur!.. Yâni TIB bilimi de bu bilim dalının araştırıcıları, uzmanları doktorlar!… Ve doneler, objeler, insanlar!…

“Uzaylılar” adı verilen doneler, objeler elimizde midir?.. Elimizdeki bu objeler, doneler üzerine sistematik bir araştırma yapılmış mıdır?.. Bu sistemli araştırmaları yapmış, bu yapıların hangi sistemle çalıştığını tesbit etmiş kimseler var mıdır?..

Elbette, bütün suallerin cevabı HAYIR`dır!…

Öyle ise, UZAYLILAR üzerine ne bir bilim dalı vardır, ne de bir BİLİM ADAMI!..

Bu noktayı siz isterseniz bir doktora sorabilirsiniz, isterseniz bir hukuk profesörüne… Ya da bir ASTRONOMİ profesörüne!..

Hepsi de bu konu hakkında, aynı düzeyde bir vatandaştır; kendi dallarında birer profesör olmalarına rağmen!..

Biri profesördür, kanunlar konusunda; diğeri profesördür insan bedeni hakkında; biri profesördür, toprağın yapısı hakkında; bir diğeri de profesördür, yıldızlar, konumları ve yapısal özellikleri hakkında!..

Ama asla, “UZAYLILAR” konusunda değil!..

Bu Türkiye`de de böyledir. dünyada da!..

Olmayan objenin bilim adamı da olmaz… Ve hiç bir zaman Astronomi uzmanları, profesörleri, “UZAYLILAR” konusunda bilim adamı gibi gösterilmez ve kabul edilmez!..

Bunu böylece kesinlikle vurguladıktan sonra şu noktaya dikkat çekelim…

Son günlerde bu konuda 4 flaş olay vardır… TASS ajansının Rusya`da bir kentte, parkta çocukların uzaylılarla teması yolunda bir yayın!..

İngiltere`de tarlalarda meydana gelen büyük boy çizimler(*)…

(*) 5 Ekim 1991 tarihli Cumhuriyet gazetesi`nin Bilim ve Teknik Dergisi`nden alınmıştır.

UFO`CULAR YAKALANDI

İngiltere`de bugday tarlalarında bulunan “göksel” çizgileri ve şekilleri yapanlar ortaya çıktılar. Bilim adamlarını uğraştıran ve UFO`cuların sahip çıktığı olayın öyküsü..

“Şu anda, araştırmalarım sırasındaki en mükemmel anlardan birini yaşıyorum. “Ünlü UFO araştırmacısı Pat Delgadoingiltere`de Sevenoaks`daki buğday tarlasını gördükten sonra duygularını bu şekilde ifade ediyordu: “Hiç bir insan bunu yapmış olamaz.”

Delgado bu sözleri mükemmel bir şekilde yaratılmış başaklara bakarak söylüyordu. Başaklar, saat yönünde hemen hemen mükemmel bir daire biçiminde yere yatırılmıştı. Bu dairenin uzantısı olarak başka şekillerde görülüyordu: Antenler, bir yarım daire ve bir şerit şeklindeki uzun bir hat.

Sevenoaks`ta görülen daireler, son on üç yıldır Güneyingiltere`de görülen yüzlerce şekilden sonuncusuydu. Konuyu araştıran ve yazılar yazan Delgado için bu dairreler üst bir zekanın var olduğuna dair mükemmel bir kanıt sunuyordu.

Ancak, Delgado`nun sevinci fazla uzun sürmedi. Today gazetesinden muhabir Graham Brough, iki yer ressamının bu şekilleri oluşturmasını izlemişti. 62 yaşındaki Davit chorley ve 67 yaşındaki Douglas Bower, Sevenoaks`taki şekli Brough başlarında duruken oluşturmuştu. Bu ikili, Güneyingilter`de son on üç yıldır her hasat zamanı yaklaşık 25 – 30 şekil yapıyordu.

İkilinin açıklamaları, son yıllarda İngiltere`nin ve tüm dünyanın ilgisini çeken gizeme bir açıklama getiriyordu. Bu dairelerin nasıl oluştuğu konusunda çok ilginç fikirler ortaya atılmıştı: Uçan daireler, elektromanyetik alan, atmosferdeki dalgalar bunlardan bir kaçıydı.

Oysa, şakacı ikilinin kullandığı yöntemin hiçbir olağanüstü ya da olağandışı güçle ilgisi yoktu. 1,2 m boyunda bir tahta çubuk ve ve bir top ip kullanıyorlardı. Bower, seçtikleri alanın merkezinde duruyor ve çubuğu dik bir biçimde tutuyordu.ip çubuğa diz yüksekliğinde bağlıydı. Chorley, ipi gergin tutarak Bower`in çevresinde döndüğü zaman, başaklar yan yatıyordu.

Chorley ve Bower ilk şekillerini 1978`de yapmıştı. Amaçları buğday başaklarını yatırarak bir UFO`nun tarlaya indiği izlemini vermekti. Ancak, yaptıkları çalışmalar üç yıl boyunca kimsenin dikkatini çekmedi.ilk kez 1981 yılında bu şekiller basında yer aldı.ikilinin yaptıkları itirafın nedeniyse, daireler araştıranların hükümetten maddi yardım istemeleriydi.(m.a)

&

Bu görüntülerin görenleri “ruhî bozukluk” ya da “psikolojik yapısı hassa kişiler” diye mi nitelendireceğiz?..

Elbette, hayır!..

Öyle ise… Bu konuyu sadece akşam gün batışında iki saat süreyle görülen VENÜS olayına bağlamak, bize göre son derece havada kalan bir iddiadır…

Kesin olan husus şudur ki, ne isim verilirse verilsin, aramızda ya da atmosferde veya güneş sistemi içinde yaşayan birtakım canlılar vardır ki bunlar zaman zaman bize belirli görüntüler ulaştırmaktadır…

Bizim bu konudaki en büyük hatamız ise, bu varlıkların varlığını, ille de beş duyumuza ulaşacak biçimde, kabul etmekle başlamaktadır…

Asırlar, bize, beş duyu ile tesbit edemediğimiz pek çok şeyin, mevcudiyetini açıkladığı halde; geliştirdiğimiz teknolojilerle, dün “yok” dediğimiz sayısız nesneye bugün “var” demek mecburiyetinde kaldığımız halde; bunlardan hiç ders almayarak; hâlâ, beş duyu ve elimizdeki teknoloji ile tesbit edemediğimiz şeyleri inkâr ve tevil yollarına sapıyoruz ki, bu gerçekten büyük bir ayıp olmaktadır.

“UZAYLILAR” dediğimiz bu varlıklar nelerdir?..

Bugüne kadar elimize geçmiş ve üzerinde gerekli ve yeterli inceleme yapılmış biri olmadığına göre, kimse ispatlı bir bir şekilde uzaylılar şöyledir diyemez… Ve başta da bahsettiğimiz gibi bu varlıkların uzmanı da olamaz…

Ancak, bu varlıkların elli yıl öncesine kadar kesinlikle yok olup da bu süre zarfında mucizevi bir şekilde aniden ortaya çıktıklarına inanamıyoruz.

Öte yandan, asırlar ve asırlardır insanlar yanısıra dünya üzerinde varlığından sözedilen bir takım varlıklar mevcuttur ki, kimi toplum, bunlara “hayâlet”, kimi toplum “ruh”, kimi toplumda “peri, CİN, dev,” gibi isimler vermiştir.

Çeşitli özellikleriyle kendini belli eden, bazen insanlara yardım ediyormuş görünen, bazen de insanların iradelerini zorlayıcı davranışlar ortaya koyan bu varlıklara, Kur`ân nâzil olduğu devrede de “CİN” adı verilmiştir…

Hangi eğitim ve kültür seviyesinde olursanız olun, hangi şartlanma ile kendinizi bloke etmiş olursanız olun; inkâr edilemeyen bir gerçek vardır ki, o da halkın büyük çoğunluğunun kabul ettiği ve değişik isimler ile andığı, insan yanısıra mevcut olup, her an algılanamayan bir takım varlıklar mevcuttur!..

Ne kişinin inkârı ile onlar yok olurlar, ne de kabûlü ile bir şey kazanırlar!.. Hattâ insanların onları inkârları, bilâkis çok daha geniş bir alan açar onlara!..Çünkü, görmekteyiz ki, çoğunlukla insanlarla eğlenen. alay eden, aldatan olmadık hayâller peşinde koşturan bu varlıklar, ne isimle anarsak analım, genelde hep insanlara hükmetmekten zevk alan bir türdür!…

Esasen, maddi bir bedenle kayıtlı olan insanlara karşı, beden sınırlamalarından uzak bu varlıkların, başka türlü olmaları da beklenemez!.. Ellerinin altında istedikleri gibi hükmedebilecekleri; istedikleri gibi kandırıp eğlenebilecekleri sayısız insan mevcutken, onların böyle bir fırsatı değerlendirmemeleri elbette mümkün değildir…

Nitekim, bu gerçeğe Kur`ân-ı Kerim, 6. sûrenin 128`inci âyetinde şöyle işaret ediyor:

“… Ey CİN TOPLULUĞU, İNSANLARIN EKSERİYETİNİ HÜKMÜNÜZ ALTINA ALDINIZ!..”

Evet, ister “UZAYLI” deyiniz; ister eskilerin ve dini terminolojinin kullandığı ismiyle yâni “CİN” adıyla anınız; bu varlıkların en büyük özellikleri, insanları hükümleri altına alarak, onları gerçeğe ters düşen fikirler ve davranışlar içine sürüklemeleridir…

“CİN” denen göze görünmeyen, elle tutulamayan varlıklar çeşitli toplumlara, toplumsal şartlanmalara uygun fikirler ve değerlerle yaklaşarak, onları hükümleri altına alırlar. Kimin, hangi hususta eğilimi var ise, o yolda fikirler ve görüntüler ile kendilerine bağlamaya çalışırlar.

Genelde, çok büyük bir çoğunluğa hâkimiyetleri kendilerini bildirmeden ve farkettirmeden olmaktadır.

Hükmettikleri kişiler genelde ya İslâm inancını kabul ettiğini söyleyen kişlerdir, ya da İslâm inancını kabul etmeyenlerdir…

İslâm inancını kabul etmeyenleri kandırma şekilleri, öldükten sonra tekrar dünyaya gelineceği esasına dayanan inanç türleridir…

Kendilerini UZAY`dan, başka galaksi veya sistemlerden gelmiş varlıklar olarak tanıtmaları son devrin en büyük zevk konularıdır.

Gerçekte bu varlıklar, dünya atmosferi içinde veya dünya üzerinde yaşamaktadırlar. Son derece zeki ve hareket kâbiliyetine sahip oldukları için, insanları bu yönleri dolayısıyla çok rahat kandırabilmektedirler.

İnsanları kandırma metodları hep insan beynine yolladıkları dalga impulslar şeklinde olmaktadır. Kişiler bu impulsları frekansına göre, görüyorum veya işitiyorum diye değerlendirmektedirler… Oysa çok büyük bir çoğunlukla ne görmek mevcuttur, ne de işitme!.. Bu yüzden de böyle bir etki altındaki kişinin algıladıklarını algılayamamakta ve onun hâlini inkâr etmektedirler!.. Bunu bir misâl ile açıklamak gerekirse, uyanık rüya görmek diye ifade edebiliriz…

İslâm dışı inanışlara sahip olanları kandırma yolları en çok ruhlarla görüşme ve uzaylılarla görüşme tarzını kullanmaktadırlar…

Genellikle saf yaradılışlı bu kişiler, belirli bir kültürden mahrum oldukları için, gerçekte uzayda başka galaksilerden gelenler vermiş sanmakta ya da ölmüş yakınlarıyla görüştüklerini zannetmektedirler… Bu hususu ilerideki ilgili bölümde daha da tafsilatlı olarak ve delilleriyle anlatmaktayız.

Kendilerini UZAYLI VARLIKLAR olarak tanıtmakta olan CİNLERİN yalanlarını açık seçik şöylece ortaya çıkartabilirsiniz:

Size, somut bir araç – gereç – cihaz vermelerini isteyiniz!… Bunu asla gerçekleştiremeyeceklerdir!..

Çünkü, kendilerini “UZAYLI” tanıtan “CİN” diye bilinen bu varlıkların, insanların hayâl gücü üzerinde tasarruf etmekten öteye yolları geçmez!…

Daima beyin yapıları hassas kişileri bulup, onların hayâllerini etkileyerek çeşitli imajlar oluştururlar; ve îcabederse de onların vehmini tahrik ederek, olmayan şeyleri varmış gibi göstermek sûretiyle korkularını etmek yoluyla, tasarruf altına alıp, hükmederler!..

“UZAYLI” olarak kendini tanıtan bu “CİN” isimli dalga yapılı varlıklar, sürekli vaadler ederler; geleceğe dönük sayısız iddialarda bulunurlar; kişilere kendilerinin “MEHDİ” veya “MESİH” veya insanlığın beklenen önderi olduklarını telkin ederler; “ALTIN ÇAĞ” vaad ve hayâlleri sunarlar; hattâ bazen belirli sene rakamları verirler.. Sonra o sene gelip, dedikleri çıkmadığı zaman da, “şartlar oluşmadı, vazifenizi tam yapamadınız, onun için de ileriye atıldı” diyerek yalanlarını örtüp; yeni hayâl balonları şişirirler…

Çeşitli “uçan daire, balon, insanımsı” görüntüler veren ve kendilerini hep “UZAYDAN GELEN varlıklar” olarak tanımlayan bu varlıklara kanmak sadece bu konuda bilgisizliğin ve ilmi verilerden haberdar olmamanın sonucudur.

Yalan – yanlış bilgiler vermek ve aslı olmayan hayâllerle insanları kandırıp peşlerinden sürüklemekten başka yetileri olmayan bu UZAYLI(!) varlıkların, o kadar çok insanları kandırma yolları vardır ki, bunları tek tek sıralamak hayli güçtür…

Bu sebeple, diyeceğiz ki;

İster karşınıza, “UZAYLILARIZ” diye gelsinler; isterse de geçmişte yaşamış “evliya veya azizleriz” diye gelsinler, biliniz ki bunlar kesinlikle, eskiden haber verilmiş olan şeytânîyet vasıflı CİNLERDİR!..

Daima, insanların vehmini tahrik ederek, var olmayan şeyleri varmış gibi göstererek; sürekli vesveselerini, kuruntularını tahrik ederek, onları ellerinde kukla vaziyetine düşürmek isterler…

Bu varlıklardan korunmak istiyorsak, önce onların foyalarını ortaya çıkarmak zorundayız!.. Ki, böylece gerçeği görelim; bu da konuştuklarının yalan olduğunun, vaadlerinin yalan olduğunun ortaya çıkması suretiyle olur…

Eğer bir süre içinde sizi kandıramadıklarını görürlerse, zaten kendilerini açık edecekler ve böylece ne oldukları da ortaya çıkacaktır.

Ayrıca bu gibi durumlarda, yukarıda bahsettiğimiz duayı çokça okumak suretiyle çevrenizde bir dalga koruyucu kalkan da oluşturabilirsiniz ki, tecrübelerimize göre bunun, CİNLERİN foyasının ortaya çıkmasında çok büyük yararı vardır…

İnanmayanlar tarafından alay konusu olacağını bilmemize rağmen, kesin olarak ifade edelim ki bütün bu uçan daireler veya bu uçan dairelerle gelen kişiler görüntüsünü verenler, hakikatte “CİNLER”den başka bir yaratık türü asla değildir!..

Eski devirlerde, Anadolu`nun veya Batı`nın köy yollarında veya mezarlıklarında perili evler(!)de ve tenha yerlerde insanlara çeşitli görüntilerle insan ya da hayvan şekillerinde görünen CİNler; günümüzde de, eskiye inanmayan ve eskiyi hor gören insanları aldatıp kendilerine tabi kılmak ya da onların bu şekildeki eğilimleriyle eğlenmek amacıyla, uçan daireler şekillerinde gözükerek yeni bir usul tatbik etmektedirler…

Ve CİNLER, bu yeni usullerle insanları kandırırken, âdeta kendilerine inanmayan, kendileriyle alay eden, veya kendilerini yok sayan insanlarla alay etmekte ve onlardan bir çeşit intikam almaktadırlar…

Bu uçan daireler görüntüsü ile köy yolunda gece yarısı yürürken aniden acaib bir şekilde karşılaşan insanın gördüğü arasında hiç bir fark yoktur…İkisi de, normal diye kabul edilmiş bulunan insanın göremediği, iki ayrı tipte görüntüdür…

Materyalist bir tıb adamı, her ikisini de hallusinasyon diye kabul eder… Madde ötesine inanan bir kimse için ise, gerçekte ikisi de birdir…

Kur`ân`da “CİN” diye belirtilen veya başka bir yerde başka bir tâbirle anılabilen; maddi yapısı olmayan, fakat zaman zaman madde görünütüsü verebilen bir takım yaratıkların kâh köy yollarında hayvan veya insan şeklinde görüntü vermesi, kâh uzayda veya duvar üzerinde bir uçan daire ve bu uçan daireden inen insan tarzında görünmesi…ikisi de her halükârda aynı neticeye çıkmaktadır…

Daha önce de açıklamaya çalıştığımız gibi, CİNler, istedikleri anda ve yerde, arzu ettikleri bir şekilde insanlara madde ötesi olan yapılarını maddi görüntüsüyle gösterebilirler…

Tıpkı televizyonda ekran üzerinde seyrettiğimiz elektromanyetik dalgaların, henüz ekrana dönüştürülmesinden önce, havada görünebilmesi hali gibi… Düşünün ki, televizyonda seyrettiklerinizi, aynen televizyon ekranında değil de, boşlukta seyerediyorsunuz…

Yâni bir takım elektromanyetik dalgaların sahip olduğu görüntüyü ekranda değil de boşlukta seyrediyorsunuz…

Burada ister istemez aklıma, bir süre önce okumuş olduğum bir Allah Rasûlü buyruğu geldi ki, hatırımda kaldığına göre, anlam olarak şöyle idi… Ki bu açıklama ehlince bilinir…

-”Dünyanın son devirleri yaklaştığında, CİNler yeryüzünde görünmeye ve insanlarla çeşitli şekillerle temas kurmaya başlayacaklardır…”

Evet, bu konu bize ister istemez bu açıklamayı hatırlattı… Siz ister, bu olaylar ile bu açıklama arasında bir ilişki kurunuz, isterseniz kurmayınız!…

Gerek dini kaynakların bildirdiklerine, gerek tasavvuf ehlinin açıklamalarına ve gerekse tefekkür sistemimizin oluşuna göre; insan adıyla bilinen ve tanınan yaratık sadece dünya üzerinde yaşamaktadır…

İnsan tipinde “şuur” sahibi olarak ve insana benzer bir yaşantıda sadece CİNler mevcuttur…

Bunların haricinde diğer gezegenlerde dahi, insan ve CİN`e benzer fizik – maddi bedenli yaratıklar mevcut değildir… Ve bu sebeple de insanlık alemi, ilmini ne derece geliştirirse geliştirsin, müsbet ilme dayalı olarak bu dünyalardan hiç birinde insan tipi madde bedenli varlık bulamayacaktır!…

Bunların ötesinde insan tipi görüntü veren ya da başka şekillerde görünen bütün yaratıklar ise tamamen CİNlerden ibaret olacaktır.

Diğer gezegenlerde de hayatiyet ve canlılık vardır ancak bu canlılık ve hayatiyetin ortaya çıkışı bazılarında beş duyuyla idrak edebileceğimizin ötesinde ve bazısında da mikroskobik görüntülerdir… Bu tipten bir canlılığın güneşte dahi mevcut olduğu misâl olarak verilebilir…

Uçan dairelere dair maddesel yapı ve çeşitli madeni parçalar bulunduğuna dair iddialar ise, ki bu parçalar son derece ufak olduğuna göre ışınsal yapıya sahip olan bu yaratıkların elektrik gücüyle bazı madenleri değişik bir hale sokması şeklinde açıklanabilir… Meselâ kömürün yüksek basınçla elmas olması gibi…

Bu konuda son ve kesin sözümüz, uçan daire veya bu çeşitten bütün görüntüler tamamıyla CİNlere aittir, şeklindedir… Medyumluk hâdisesinin bir başka görüntüsünden öte bir şey asla değildir…


Reklam


Bir önceki yazımız olan Ay ile ilgili kompozisyon başlıklı makalemizi de okumanızı tavsiye ederiz.

Etiketler:

uzay ile ilgili kompozisyon. 50 yıl sonra uzay çağı ile ilgili kompozisyon. cinler ile ilgili kompozisyon. uzay sonsuzluk ile ilgili kompozisyon. uzay ve denizaltı ile ilgili kompazisyon. uzayla ilgili kompozisyon.


Yorum Yapabilir , Veya trackback Yapabilirsiniz
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (ilk Puanı Siz Verin)
Loading ... Loading ...



3 Responses “Uzay ile ilgili kompozisyon”

  1. çağla çolak diyor ki:

    Bence çok güzel bir kompozisyon çok mantıklı açıklamalarda bulunmuşlar bence uzay diye bir şey var şu konuda doğru söylemişler uzayın gerçek olup olmadığı bilim adamlarına sorulmaz…

  2. arzu diyor ki:

    çağğlllaaa haklıı

  3. HammaDaH BiN Shabah diyor ki:

    wolfteam oynayan varmı

Bir Yanıt Bırak

www.okulsozleri.com